İl İl Türkiye

• 14/9/2007 - Sinop Genel Bilgi

Kategori: Sinop

 


Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Sinop, doğusunda Samsun, güneyinde Samsun ile Çorum, batısında Kastamonu, kuzey ve kuzeydoğusunda da Karadeniz ile çevrilidir. Aynı zamanda Sinop, Anadolu’nun Karadeniz’e uzanan en kuzey kesiminde, Boztepe Burnu ve Yarımadası üzerinde kurulmuştur. Sinop orta yükseklikteki dağlık alanlardan oluşan coğrafi bir yapıya sahiptir. Üç sıra halindeki Kuzey Anadolu Dağları’nın kuzeydeki ilk iki sırasının doğu kesimleri il sınırları içerisinde kalır. İlin orta kesimini İsfendiyar Dağları olarak tanımlanan Küre Dağları, güneyini de Ilgaz Dağlarının doğu uzantıları engebelendirmektedir. Küre Dağları 3. Jeolojik zamanın başlarında meydana gelen Alp-Himalaya kıvrım kuşağı üzerindedir. Bunlar yüksek genç dağlar olup, diğer dağlar kadar aşınmaya uğramamışlardır. Bu dağların en yüksek noktası Küre Dağları üzerindeki Zindan Dağı (1.717 m.), Ayancık’ta Çangal Dağı (1.605 m.) ve Boyabat’daki Dranaz Dağıdır (1.345 m.). Bu engebeli alanlar dışında il topraklarının büyük bölümü platolar halindedir. Buradaki dağlık alanlar ve platolar zengin bir bitki örtüsüne sahiptir.

Karadeniz’in en girintili ve çıkıntılı kıyılarına sahip olan Sinop’ta Köşk, Kayser, Karakum, Selamet, Boztepe, Sinop, Feryat, Bozburun, İnce, Güllüsu, Usta gibi bir çok önemli burunlar bulunmaktadır. Karadeniz kıyılarının hiçbir yerinde buradaki kadar korunaklı koy ve körfezlere rastlanmaz. Sinop’ta iki önemli liman bulunmaktadır. Bunlardan güneydoğudaki koyda bulunan asıl liman, kuzeybatıdaki Akliman ile Hamzaroz Koyu da eski çağlarda barınak olarak kullanılmıştır. Sinop kıyılarında Sarı Ada, Kara Ada, Tavşan Adası olmak üzere üç tane yerleşime açık olmayan küçük adacıklar vardır.

Kıyı kesiminin ardında yükselen dağların üst kısımlarında yer yer ormanlarla çevrili yaylalar bulunmaktadır. Bu yaylaların başlıcaları; Yassıalan, Düdekoğlu, Sucuoğlu, Çan, Altınyayla, Kocaoğlu, Mehmetli, Aluç, Dariözü, Yaylacık, Sakızlı yaylalarıdır. Dağlarla kıyı kesimi arasında büyük düzlükler halinde ovalar bulunmaktadır. Sinop ve Boyabat ovaları bunların başında gelmektedir.

İlde, Boyabat-Durağan yöresindeki Kızılırmak vadisinin dışında büyük vadiler yoktur. Akarsuların kendi adını verdikleri bir çok küçük vadi bulunmakta olup, aynı zamanda ilin arazi yapısını göstermektedir.

Kuzey Anadolu kırık çizgisi üzerinde yer alan Sinop, 4. derece deprem bölgesindedir. İl alanı genellikle II. Jeolojik Zamanda oluşmuştur. Yarımada, volkanik yapılıdır. Sülük Gölü eski bir volkanik kütledir.

İl topraklarını Gökırmak, Çatalzeytin Çayı, Ayancık Çayı, Tepe Çayı, Ayardin Deresi, Kanlı Dere, Çakıroğlu Çayı, Kırkgeçit ve Sarımsak Çayları Karasu ve Gebelit Çayları sulamaktadır. İlin güneydoğu sınırlarını çizen Kızılırmak’ın en büyük kollarından olan Gökırmak il sınırları içerisinden kaynaklanmaktadır. Bu akarsulardan Gökırmak Boyabat ovasını sulayıp Kızılırmak’a dökülür. Çatalzeytin, Ayancık, Karasu, Kanlıçay ve Kabalı çayları da Karadeniz’e dökülmektedir. Sinop’ta az sayıda küçük göller bulunmaktadır. Bunlardan Sinop Yarımadası üzerindeki Sülük Gölü, deniz seviyesindeki Sarıkum Gölü, deniz seviyesi altında olan Karagöl ve yarı bataklık halindeki Aksaz Gölü belli başlılarıdır. Ayrıca Taşmanlı ve Bektaşağa göletlerinden sulu tarım için yararlanılmaktadır. Yüzölçümü 5.862 km2 olan Sinop’un, 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre, toplam nüfusu 227.933’tür.

Sinop KalesiHer mevsim bol yağış alan il toprakları zengin orman ve bitki örtüsüyle kaplıdır. İlin kıyı şeridinde Akdeniz bitkileri de görülür. Meşe defne, karaağaç, çınar, fındık, kızılcık, kayın, gürgen, karaçam ve sarıçamdan oluşan ormanlarla kaplıdır. Ayrıca bu ormanlarda, oldukça gür bir orman altı örtüsü vardır. Bu örtü, defne, ılgın, kızılcık ve çitlembiklerden oluşur. İlin güneyine gidildikçe de bitki örtüsü bozkırlaşmaya başlar.

Sinop’un kuzey kesiminde Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. İlin güney kesimlerinde ise kıyıya paralel uzanan dağlar nedeniyle, Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalmaktadır. Bu bölgede yağışlar azalır, sıcaklık düşer, Karasal ikliminin etkileri görülmeye başlar. Sahil şeridinde ortalama yağış miktarı 679- 1077 mm.dir. En yüksek sıcaklık 35 C, en düşük sıcaklık -8,4 C.dir. İç kesimlerde ise ortalama yağış 388- 473 mm.dir. En yüksek sıcaklık 41 C., en düşük sıcaklık -10,5 C.dir.

İlin ekonomisi tarım, ormancılık, hayvancılık, balıkçılığa dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday, mısır, arpa, şeker pancarı, patates, pirinç, soğan, domates, elma, armut ve kestane gelmektedir. Az miktarda tütün ve yem bitkileri yetiştirilir. Hayvancılık önemli bir gelir kaynağı olup, alçak kesimlerde sığır ve manda, platolarda Ankara keçisi ile koyun yetiştirilir. Ayrıca tavukçuluk ve arıcılık da yapılmaktadır. İlin geleneksel uğraşlarından biri de balıkçılıktır. Açık deniz, kıyı balıkçılığı ve tatlı su balıkçılığı yapılır. Ormancılık ta başlıca gelir kaynakları arasındadır. Kalkınmada ikinci derecede öncelikli iller kapsamına alınan Sinop’ta un, balık unu, balık yağı, çeltik, süt ürünleri, orman ürünleri, dokuma, cam, tuğla, kiremit, çivi, metal fabrikaları, tekstil, mermer atölyeleri ile yaprak tütün işletmesi bulunmaktadır. Yer altı kaynakları yönünden yoksul olan ilde cam sanayiinde kullanılan kum yatakları vardır. 

Sinop’ta Demirciköy, Kocagöz ve Maltepe Höyüklerinde Prof. Ekrem Akurgal, Prof. Afif Erzen ve Münster Üniversitesinden Ludwıg Budde tarafından yapılan kazı ve yüzey araştırmalarında ele geçen buluntular, yörenin İlk Tunç Çağında (MÖ.3500-2000) yerleşime açıldığını göstermektedir.

Anadolu’nun en kuzey noktası olarak bilinen İnce Burundaki fenerin batı kesimlerinde kıyını hemen yamaçlarında ele geçen, kesici, yan kazıyıcı, omurgalı kazıyıcı ve yonga parçaları diye adlandırılan taş aletler Üst Paleolitik Çağa (M.Ö. 30.000-10.000) tarihlenmektedir. Müze Müdürlüğünce yürütülen yüzey araştırmasında 44 adet höyük tespit edilmiştir. Bu höyüklerde ele geçen buluntulara göre, özellikle sahil şeridine yakın nehir ağızlarında ve nehir vadileri boyunca Kalkolitik Çağ ’dan (M.Ö. 5.500-3200) itibaren yerleşildiğini ve Tunç Çağı boyunca (M.Ö. 3200-1200) yerleşime sahne olduğu görülmektedir.

Yapılan yüzey araştırması, bölgede M.Ö. XVIII. Yüzyıl ile M.Ö. VIII. Yüzyıl arasında yerleşim izine rastlanmadığını bu dönemin Sinop için karanlık bir dönem olduğunu ortaya koymuştur. Hitit metinlerinde adı geçen Kaşkaların bölgede yaşayıp yaşamadıklarını gösteren arkeolojik bir bölge henüz saptanabilmiş değildir. Araştırmanın ortaya koyduğu bir gerçek de Sinop’ta İlk Tunç yerleşimlerinin büyük bir yangın sonucunda terk edildiği ve bu dönemden itibaren M.Ö.VIII.yüzyıla kadar karanlık bir dönemin başladığıdır.

Hititlerin önemli bir yerleşimi olan Sinop’ta Sinuwa (Sinope) kenti bulunuyordu. Kuruluş tarihi kesinlik kazanamamakla beraber; Sinuwa’nın (Sinope) hangi tarihte kurulduğu bilinmemekle birlikte, Hititler döneminde, Karadeniz kıyılarının en önemli kentidir. O dönemde, Anadolu’nun doğu-batı ekseni arasında ulaşımı sağlayan ana yol, Hattuşaş’tan geçip Ephesos’da denize ulaşıyordu. Sinuwa’nın o çağda gelişebilmesi de yalnız, Hattuşaş’ı Karadeniz’e bağlayan yolun ucunda olmasından kaynaklanıyordu.

MÖ. 756 yılında Milet’ten ayrılan ve kendilerine yeni bir şehir kurmak isteyen Miletoslu göçmenler buraya gelerek bugünkü Sinop’un ilk temelini atmışlar ve bu şehre Sinope adını vermişlerdir. Antik Çağın ünlü düşünürlerinden Diogenes’in (Diojen) Sinop’ta doğmuş olması da kentin önemini arttırmıştır.

Sinop ve civarına yayılan Lydia ve Kimmer egemenliğinden sonra Sinop’a ikinci bir kolonizasyon hareketi yapılmıştır. MÖ.630’da Lydialıların 546’da Persler tarafından yıkılmasına kadar süren dönemde Sinop tarihi karanlıktır. Perslerin Karadeniz kıyılarındaki şehirleri nasıl idare ettikleri kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber, varlıklarını koruyan bu şehirlerin Perslerin atadıkları Tiranlara vergi ödedikleri sanılmaktadır. Sinop bu dönemde önce Kapadokia Satraplığı, daha sonra da Pontus Kapadokiası sınırları içerisinde kalmıştır. MÖ.V.yüzyılda Sinop yöresi Perikles yönetimine bağlanmıştır.

Büyük İskender’in Persleri 334 ve 332’de yenmesinden sonra yöre Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir. İskender’in ölümünden sonra Seleukosların yönetimine giren yöre, MÖ.III.yüzyılda Pontus Krallığının hakimiyetine girmiştir. MÖ.I.yüzyılda Karadeniz kıyılarının büyük bir bölümü ile birlikte Sinop’a da Romalılar hakim olmuştur. İmparator Cesar zamanında şehre maddi yardımlarda bulunulmuş ve kentin daha gelişip büyümesi sağlanmıştır.

Bizans dönemi konusunda tarihler Sinop’la ilgili yeterli bilgi vermemektedir. Bununla beraber, Genç Pliny’nin Trajan’a yazdığı bir mektuptan Sinop’ta çok sayıda Hıristiyan’ın yaşadığı anlaşılmaktadır. İdari olarak Armeniakon ve Pontus Themalarında dinsel olarak da Hellenpotos Metropolitliğine bağlı olarak gösterilen Sinop’ta günümüzde harabeleri bulunan Balatlar Manastır Kilisesi’nin VI. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Bizans döneminde askeri önem kazanan Sinop’un kale içine çekildiği ve tarih boyunca gelişmiş bulunan ticaret ve kültürünün dinsel bazı olaylar nedeniyle gerilediği sanılmaktadır. Iustinianus zamanında Sinop’un kaleler, su yolları, köprüler ve kiliselerle geliştirildiği ancak, kısa süre sonra ortaya çıkan Arap istilaları bu gelişmeyi engellemiştir. İstanbul’un Latinler istila edilmesinden sonra I. Andronikos’un torunlarından Komnenoslu Aleksios ve David yönetiminde Karadeniz’in güneydoğu kıyısında Trabzon Rum Devleti kurulmuştur

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, Paflagonya ve Sinop çevresi Süleyman Şah’ın komutanlarından Karatekin tarafından 1085’te Bizanslılardan alınmıştır. Bundan sonra yöre Bizanslılar ve Selçuklular arasında siyasi çekişmelere neden olmuştur. XIII.yüzyılda Sinop yöresi Trabzon Rum İmparatorluğu’na bağlanmışsa da Anadolu Selçukluları yöreyi yeniden ele geçirmiştir. Moğolların Anadolu’yu işgalinden sonra sürekli el değiştiren Sinop, 1277’de Pervaneoğullarına, 1322’de Candaroğullarına bağlanmış 1461’de de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde Gelibolu ile birlikte Sinop’ta deniz üssü olarak kullanılmış ve Kastamonu sancağına bağlanmıştır. XVI.yüzyılda Celali ve Suhte ayaklanmaları şehre zarar vermiş, 1614’te Kazaklar buraya saldırmışsa da Karadeniz muhafızı İbrahim Paşa onların şehri almasını engellemiştir. Kazakların Sinop’a yönelik saldırıları Sultan IV.Murad döneminde sona erdirilmiştir.

XVIII. Yüzyıl sonlarında Rusların Kırım’ı işgalleri sırasında Sinop’ta tersanenin yoğun olarak gemi yapımında çalıştığını Osmanlı arşivlerinden öğrenilmektedir. 1853 yılında Rus donanması tarafından yapılan Sinop baskını Osmanlı Devleti ve müttefikleri ile Rusya arasında Kırım Savaşı’nın başlamasına neden olmuştur. Kırım Savaşı sonrasında Sinop sancağına Kafkaslardan gelen göçmenler yerleşmiştir. Bu savaştan sonra imzalanan Paris Antlaşması’na göre tarafsız bölge haline getirilen Karadeniz’de Osmanlı Devleti ve Rusya ne tersane ne de donanma bulundurmayacaklardı. Bu anlaşmadan sonra Sinop’ta ufak çapta da olsa tersane faaliyetinin olduğu anlaşılmaktadır. Sultan II.Abdülhamid döneminde Sinop Kalesi hapishane olarak kullanılmıştır.

XIX.yüzyılda yöre, Kastamonu vilayetine bağlı Sinop sancağının sınırları içerisinde kalmıştır. I. Dünya Savaşından sonra, bağımsız bir Rum Pontus Devleti kurmaya amaçlayan ayrılıkçı çeteler, zaman zaman Sinop yörelerine de saldırmışlardır. Üçüncü Ordu Müfettişliğine ve Milli Mücadeleyi başlatma görevine atanan Mustafa Kemal Paşa, 18 Mayıs 1919 günü Sinop’a uğramış ve buradan Samsun’a hareket etmiştir. Eylül 1919’da şehirdeki küçük İngiliz birliği, Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey’i tutuklamak ve hükümet konağına İngiliz Bayrağı asmak istemişse de, halkın sert tepkisi üzerine bundan vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Sinop ve yöresindeki Milli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin teşkilatlanması Mazhar Tevfik Bey’in gayretiyle hızla gelişmiştir. Sivas Kongresinde alınan karar gereğince, Sinop ve nahiyelerinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin birçok şubesi açılmıştır.

İstiklal Savaşı’nda en çok şehit veren bölgelerden olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra il konumuna getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi Sinop tarihinin en önemli olaylarından biri de, Mustafa Kemal Atatürk’ün 15 Eylül 1928’de şehre gelerek harf inkılabıyla ilgili ilk işareti ve dersi burada vermeleridir.

Sinopta günümüze gelebilen tarihi eserler: Sinop Kalesi (1215), Balatlar Kilisesi, Muineddin Süleyman Pervane Medresesi (XIII.yüzyıl), Alaaddin Camisi (1267), Saray Camisi (1374), Fethi Baba Mescidi (1353), Ulu Bey Mescidi (1358), Kadı Mescidi (1364), Cezayirli Ali Paşa Camisi, Meydankapı (Süleymaniye) Camisi (1878), Kefevi Camisi (1806), Kaleyazısı Mehmet Ağa Camisi (1062), Seyyid Bilal Türbesi (1280), Gazi Çelebi Türbesi (1322), İsfendiyaroğulları Türbesi, Sultan Hatun Türbesi(1394), Hatunlar Türbesi, Arslan Çeşmesi (1289), Şehitler Çeşmesi, 1853’te Rus donanmasının yaptığı baskın sırasında yaşamını yitiren Osmanlı denizcileri anısına yapılan Şehitlik (1857), Paşa Tabyası, Sinop Tersanesi, Eski Hükümet Konağı, Mektebi İdadi Binası (Öğretmenevi) (1876-1909), Sinop Saat Kulesi ile Eski Sinop evleri  bulunmaktadır. Ayrıca Hamsilos Koyu, Akliman yöresi, Mobil ve Korucuk Köyü Mesiresi, Sarıkum, Karakum ilin doğal güzellikleri arasındadır.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/9/2007 - Sinop Gezgin Gözüyle

Kategori: Sinop

 

SİNOP KALESİ:İ.Ö. VIII. Yüzyılda Milet'ten gelerek Sinop'ta yerleşip koloni kuran göçmenler tarafından ilk defa yapıldığı düşünülmektedir. Kaleler VII. Yüzyılda Kimmerlerin istilasından sonra yeniden onarılmıştır. VI. yüzyılda Pers hakimiyetine geçen şehir Pontus Kırallığının önemli bir merkezi olmuş, surlar IV. Mitritathes tarafından bugünkü sınırlarıyla onarılıp geliştirilmiştir. Romalılar ve Bizanslılar döneminde de devamlı onarım görmüştür. 1214 ve 1261 yıllarında Selçukluların eline geçen kale yeniden onarılarak savunmayı güçlendirmek amacıyla iç kale oluşturulmuştur. Sinop şehir surları yarım adanın en dar olan boyun kısmını tamamen çevrelemektedir. Kuzey surları 1800 m. güney surları 400 m. doğu surları 500 m. batı surları 273 m. olmak üzere toplam sur uzunluğu 2973 m.'dir. Sur kalınlığı 8 m. olupyüksekliği 25-30 m. arasında değişir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde Kumkapı, Tersane kapı, Yenice kapısı, Tabakhane kapısı, Lonca kapısı ve Deniz kapısından bahseder. Günümüze kadar Kumkapı ve lonca kapısı ayakta kalmıştır. Kuzey surları denizin etkisiyle çok yıpranmıştır. Selçuklular döneminde iç kale 1877 tarihinden itibaren hapishane olarak kullanılmaktadır. 06 Aralık 1997 tarihinde cezaevi yeni hizmet binasına taşınmıştır.

 

 

 

 

 

 

Sinop’taki Turistik Alanlar
Akliman Yöresi: Şehrin batısındadır. Kent merkezine 9 km.uzaklıktadır. Kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 metre genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı vardır. Millî Parklar Başmühendisliğince düzenlenen Akliman Piknik alanı, her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Piknik alanında ormanla deniz içiçedir.
Hamsilos Koyu:Yemyeşil ormanı, denizin bir nehir gibi kara içine girdiği Hamsilos Koyu ve civarı bir doğa harikasdır. İl merkezine ll Km. uzaklıktadır.
Akliman-Hamsilos yöresi Kültür Bakanlığı tarafından 1991 yılında 1.derecede Doğal Sit alanı ilan edilmiştir.

Mobil Ve Korucuk Köyü Mevkiileri: Sakin denizi ve tertemiz kumsalları vardır. Bakanlığımızdan Belgeli tesisler restaurantlar, kamp ve karavan yerleriyle geniş bir hizmet alanı sağlamıştır. İl Turizminin en yoğun olduğu çevredir.

Sarıkum: Deniz, orman ve göl ve çöl bir aradadır. Çeşitli av hayvanları vardır. Orman Genel Müdürlüğünce Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. İl Merkezine 21 Km.uzaklıktadır.
Karakum: İl Merkezine 2 Km.uzaklıktadır. Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Adını ince simsiyah volkanik kumundan almıştır.
Kamu ve özel kişilere ait otel, tatil köyü, kafe, restaurant, bungalow tipi evler, karavan ve çadır yerleri bulunmaktadır. 
Tarihsel Ve Kültürel Çevre: Birçok medeniyetlerin gelip geçtiği Sinop’ta tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerle tabii güzellikleri bir arada görmek mümkündür.

Sinop Müzesi:Şehrin Merkezinde bulunmaktadır. Sinop kazılarında ve çevresinde bulunan eserler sergilenmektedir. Müzede Prehistorik, Herenistik, Roma, Bizans, Etnografik eserler ile Sinop çevresinde toplanmış ikonalar bulunmaktadır.

Sinop Kalesi: M.Ö.7.yy.da şehri korumak amacıyla yarımada’nın üzerinde kurulmuştur. Roma,Bizans ve Selçuklular döneminde onarılarak kullanılmıştır. Günümüzde bir bölümü hala ihtişamını korumaktadır. 2050 m. Uzunluğu, 25 m. Yüksekliği, 3 m. Genişliği ve iki ana giriş kapısı bulunmaktadır.
Balatlar Kilisesi:Roma çağında tiyatro ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülen bu yapı, 7.yy.da Bizanslılar tarafından kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. İç kısmındaki fresklerin bir bölümü durmaktadır. Mülkiyeti özel şahsa ait arazide bulunmaktadır.

Alaaddin Camii:
Sinop’un fethinden hemen sonra yapılmıştır. Selçuklu dönemi eseridir. Büyük bir avlunun güneyinde yer alır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyar oğulları’nın türbeleri bulunmaktadır.

Paşa Tabyası
Sinop yarımadası’nın güney doğusunda l9.yy.da Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır. Yarı ay şeklindedir. 11 top yatağı, cephanelik ve mahzenlerden oluşmaktadır. Paşa Tabyası yeme içme tesisi olarak hizmete açılmış olup İlimiz turizmine hizmet vermektedir. Diğer bir tabya da Korucuk Tabyası’dır. Bu Tabya özel şahsın mülkiyeti içindedir.

Eski Sinop Cezaevi - Eski Sinop Tersanesi:Cezaevinin bulunduğu alan Osmanlıların Karadeniz’deki en büyük tersanesiydi. Cezaevi iç kalenin içinde eski tersane alanında yapılmıştır. 1887 yılından beri cezaevi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleriyle çevrilidir. Bu özelliğinden dolayı mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Şu an müze olarak  ziyarete açık olan mekanla ilgili olarak gerekli proje çalışmaları Kültür Bakanlığı tarafından devam attirilmektedir. 2001 yılında 100 bin kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

Şehitlik: Sinop Müzesi bahçesinde olan şehitlik, 1853 Osmanlı-Rus Savaş’ında Sinop Limanı’nda şehit olan denizcilerimiz için yaptırılmıştır. Şehitliğin altında şehit denizcilerimizin kemikleri bulunmaktadır.

Şehitler Çeşmesi:Tersane çarşısındadır. 1853 Osmanlı-Rus Savaş’ında şehit düşen denizcilerimizin ceplerinden çıkan paralarla yaptırılmıştır. Ayrıca İl genelinde çok sayıda cami, türbe, medrese, kaya mezarı vb. gibi görülmeye değer tarihi eserler mevcuttur.

Özel İdare Karakum Tatil Köyü, Gazi Orman Kampı, Belediye Yuvam Tesisleri, Güney Kamping, Akliman yöresindeki Martı Kamping, Demirkollar Kamping çadır ve karavan turizmine uygun yerlerdir. Her türlü hizmet verilmektedir.
Av Turizmi

Avcılık: İl ve ilçelerdeki ormanlık alanlarda her mevsim kurt, çakal, yaban domuzu avlanmaktadır. Yine mevsimine göre yaban ördeği, yaban kazı, çulluk, bıldırcın avlanmaktadır. Av turizmiyle ilgili olarak Orman Bakanlığı’ndan gerekli izin alınmıştır. 2002 yılının ekim ayında av turizmi faaliyetlerine başlanacaktır.

Balıkçılık: İl Merkezi ile sahil ilçeler Ayancık, Gerze ve Türkeli’de küçük ve amatör balıkçılardan başka büyük tekne, gırgır ve trolcular tarafından balıkçılık yapılmaktadır. Ilde ayrıca olta balıkçılığı için uygun alanlar bulunmaktadır. Konuyla ilgili etüd çalışmaları yapılmaktadır.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 14/9/2007 - Sinop Cami ve Mescitleri

Kategori: Sinop

Alaüddin (Alaeddin-Ulu Cami) Camisi (Merkez)

Sinop il merkezinde bulunan bu cami Ulu Cami, Büyük Cami ve Alaüddin Camisi isimleri ile de tanınmaktadır. Sinop’un en büyük camisi olan bu yapının, Selçuklu Sultanı I.Alâüddin Keykubat tarafından 1214 yılında yapımına başlanmış ve Selçuklu Veziri Muinüddin Süleyman Pervane tarafından 1267 yılında tamamlanmıştır. Candaroğlu Beyi Beyazıt tarafından 1385 yılında genişletilmiş, Sinop Mutasarrıfı Tufan Paşa tarafından da 1851 yılında da onarılmıştır.

İbni Batuta Sinop’a geldiği zaman bu camiyle ilgili seyahatnamesinde şunları yazmıştır:

“Sinop’un camii en güzel mescitten biridir. Ortasında bir su havuzu bulunur. Bu havuzun fevkinde, dört ayak üzerine mebni bir kubbe mevcuttur. Her ayağın yanında rühamdan iki sütun mevzuudur. Bunların fevkinde bulunan mahfile ahşap bir merdiven ile çıkılır. Bu, Sultan Barvana İbni Sultan Alâüddin Rumi’nin eseri binası olarak, mumaileyh Cuma namazını meskûr kubbenin üstünde edâ ederdi. Badehû oğlu, Gazi Çelebi canişini oldu. Onun vefatında salihfülbeyan Sultan Süleyman Sinop’u zaptetti”.

Selçuklu dönemi plan tiplerine uygun olarak enine uzanan dikdörtgen, 22.00x66.00 m. ölçüsünde, duvarları bir sıra tuğla, bir sıra kesme taştan yapılmıştır. İbadet mekânının üzeri beş kubbe ile örtülmüş, bahçesine şadırvan, İsfendiyaroğulları zamanında da avlunun kuzeyine İbrahim Bey’in türbesi yapılmıştır.

Caminin kuzey yönünde 12 m. yüksekliğinde bir duvarla çevrilmiş 30x79 m. ölçüsünde bir avlu vardır. Bu avlunun kuzey, doğu ve batıya açılmış üç kapısı bulunmaktadır. Bu avlunun kuzey ve batı kapıları üzerinde kitabeler bulunmaktadır.

Kitabe:
“Yalavacımıza ve kendilerine rahmet olan Allah’ın senâları olan kulun Süleyman Nebi’nin, ey Tanrım bana ve babam da anama ihsan buyurduğun nimete şükredeyim ve hoşlanacağın iyi işi yapayım diye ilham eyle ve beni rahmetinle salâh ehli kullarının arasına koy dedi, yolundaki dua dizisine katılarak sana dua ediyorum. Çünkü sen onun duasına icabet ettin ve ricasını fazlında gerçekleştirdin. Yarabbi aramızı temiz adla birleştirdiğin gibi gönüllerin husulunda ümmetçe aramızı açma. Çünkü rahmetin her istekten daha büyüktür. Rağbeti gerçek olan İslâm dininde akıbetini Tanrı iyi adesi zayıf kulun Mehmet oğlu Ali’nin oğlu Süleyman sana yönelmiştir. Emeli rahmetindedir. Sana niyetini ve emelini arılaştır. Bu bina h.666 (1267) yılının ayında yapıldı.”

Batı kapısının üzerindeki kitabe h.787 (1385) tarihli olup, Candaroğullarından Celalüddin Beyazıt’ın tamir kitabesidir. Ayrıca bu kitabenin üzerinde h.1267 (1851) tarihinde Sultan Abdülmecit zamanında Mutasarrıf Tufan Paşa’nın onarım kitabesi de bulunmaktadır.

Camiye avludan beş kapı ile girilmektedir. İbadet mekânının üzeri biri büyük olmak üzere üç kubbe ile örtülmüştür. Ayrıca batı ve doğu yönünden de birer küçük kubbe ile ortadaki üç kubbe desteklenmiştir. Caminin mihrabı beyaz mermerden olup, bezemeli olarak iç içe iki mihrap görünümündedir. Mihrabın çevresi çiçekli kabartmalar halinde çepeçevre Ayatel Kürsü ile çevrilmiştir. Bu mihrap yanındaki minber ile birlikte camiyi onaran Candaroğullarından İsfendiyar Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin minberi büyük kubbenin 1850 yılında yıkılması sırasında harap olmuş, kalan bölümleri İstanbul Türk ve İslâm eserleri Müzesi’ne Trabzon Valisi Sırrı Bey tarafından gönderilmiştir.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bu minbere değinmiştir:

”Evsaf-ı Mimber-ı cami-i Sinop- öyle bir müsenna ve murassa ibretnümadır ki, sitayişinde kerubiyan bile acizdirler. Lâkin Alâ kaderittaka bu hâkir deryadan katre, güneşten zerre olarak tavsif edeyim. Evvela üstad-ı kâmil bu minberi altı kıt’a mermer-hamdan inşa edip her paresini birbirine öyle mezcetmiştir ki, Kemal-i kuvvet-i basara malik olan hezarfenler bile nazar-ı im’an ile bu taşı muayene etseler her kıt’a taşın birbirine intizaç yerini fark edemezler. Güya yekpare bir minber-i ranâdır. Cenabı İzzet ruyi arzda ne kadar nebatat, Şukufe ve eshar halk etmişse üstat-i mermer yedi tülasını iyan ederek bu mermerde tersim etmiştir ki diyar-ı İslam’da buna muadil bir minber yoktur.”

Caminin arkasında kesme taştan, yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


Fetih Baba Mescidi (Merkez)

Sinop il merkezinde, Hükümet Konağı’nın batısında Meydan Kapı denilen çarşıda bulunmaktadır. Bu mescidi Candaroğulları döneminde, h.754 (1353) yılında İsmail Bin Uslu Bey yaptırmıştır. Mescit çeşitli dönemlerde onarılmıştır. Mescidin doğusunda Fetih Muhammed Baba isminde bir kişinin mezarı bulunmaktadır.

Mescidin biri giriş kapısı üzerinde, diğerleri de bu kapının doğu ve batısında olmak üzere üç kitabesi bulunmaktadır. Bunlardan biri dışındaki kitabeler çeşitli etkenlerden zarar görmüş ve okunamayacak duruma gelmiştir.

Giriş kapısı üzerindeki 0.30x0.15 m. ölçüsündeki kitabe:

“Eylemiş Feth Muhammed Baba burda tehlil
Hem gaza hem dahi edvarı hayatı tekmil
Biri yok söyledi tarhin anın her tafsil
Merkadü mescidi imar ile oldu tebcil.”

Giriş kapısının doğusundaki dört satırlık, girift bir nesih yazı ile yazılmış diğer kitabe 0.20x0.50 m. ölçüsündedir. Bu kitabenin mealen anlamı şöyledir:

“Şüphesiz mescitler (ibadât) Allah içindir. Allah'tan başkasını çağırmayın. Bu mübarek mescidi, yedi yüz elli dört tarihinde (Allah’ına muhtaç bir kul olan ) İsmail oğlu Uslu Bey yaptı. Allah akıbetini hayır eylesin.”

Mescit, kare planlı olup, 8.00x8.00 m. ölçüsündedir. Kesme taştan yapılmıştır. Üzeri yakın tarihlerde yapılan onarım sırasında kurşun çatı ile örtülmüştür. Orijinal üst örtünün nasıl olduğu bilinmemekle birlikte, tromp kubbeli olduğu sanılmaktadır. Bugünkü durumunda cephe taşları da değiştirilmiş ve buraya yuvarlak kemerli pencereler açılmıştır. Mimari yönden özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.


Kadı Mescidi (Merkez)

Sinop il merkezi, Tuzcular Caddesi’nde bulunan Kadı Mescidi, kitabesinden öğrenildiğine göre 1364 yılında yaptırılmıştır. Halk arasında Kadı Mescidi olarak tanımlanmaktadır. Giriş kapısı üzerindeki kitabesi:

”Şüphesiz mescitler Allah içindir. Allahtan başkasını çağırmayın bu mescidi…… 766 (1364) yılının Muharreminde yaptırdı.”

Bu kitabeden de anlaşılacağı gibi mescidin banisinin kim olduğu okunamamıştır. Mescit kesme taş ve moloz taştan, 7.75x7.75 m. ölçüsünde kare planlıdır. Uzun süre harap bir durumda olan mescit, 1940’lı yıllarda onarılmıştır.

Mescidin batısında Sarımüddin Alp Saru isimli bir kişinin mezarı bulunmaktadır. Büyük olasılıkla da bu mezarda gömülü olan Sarımüddin Alp Saru’nun mescidin banisi olduğu sanılmaktadır.


Ulu Bey Mescidi (Merkez)

Sinop, Cami-i Kebir (Müftü) Mahallesi’nde, Alaüddin Camisi’nin de kuzeyinde bulunan bu mescit, Müftü Mescidi olarak tanınmaktadır. Vakıf kayıtlarında da mescidin ismi Ulu Bey Mescidi olarak geçmektedir. Ulu Bey, Sinop ümerasından olup, bazı kayıtlarda Sinop fatihi olarak gösterilmektedir.

Mescit moloz taştan 7.40x8.30 m. ölçüsünde, kareye yakın dikdörtgen planlı, üzeri çatılı iki katlı bir yapıdır. Mimari bir değeri bulunmayan mescidin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber mescidin doğusundaki çeşme üzerinde Ulu Bey Bin Gündüz tarafından h.760 (1358) yılında yapıldığı yazılıdır. Bu mescidin de çeşme ile aynı tarihte yapıldığı sanılmaktadır. Yanındaki minaresi kare kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


Saray Camisi (Merkez)

Sinop Tersane Çarşısı’nın arkasında bulunan bu camiyi, kitabesinden öğrenildiğine göre 1374 yılında Candaroğullarından Celalettin Beyazıt Bey yaptırmıştır. Halk arasında Saray Camisi olarak tanınmaktadır. Caminin bitişiğindeki Hükümet Konağı veya Saraydan ötürü bu ismin camiye verildiği sanılmaktadır.

Cami kuzey cephesindeki giriş kapısı üzerinde 1.00x0.50 m. ölçüsünde üç satırlı nesih yazılı kitabesi bulunmaktadır:

”Allahın mescitlerini, ancak Allah ve Ahret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler yapar. Bu mescit, yedi yüz yetmiş altı yılı Zilhiccenin, ortalarında dinin bayrağını yücelten Sultan Celalettin Bayezit Beyin zamanı devletinde yapıldı.”

Cami kesme taştan kare planlı olup, ibadet mekânı merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Mihrap niş şeklinde olup, yapıldığı döneme ait bezemelerle süslenmiştir. Son zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle özelliğinden oldukça uzaklaşmıştır.


Aslan Camisi (Merkez)

Sinop il merkezinde, Aslan Camisi Mahallesi’nde bulunan bu cami, kitabesinden öğrenildiğine göre; Usluoğlu İsmail tarafından h.752 (1251) tarihinde yaptırılmıştır.

Kitabe:

”Hz.Peygamber, her kim Allahu Teala için bir mescit yaparsa Allah onun için cennette bir köşk yapar buyurdu. Bu mübarek mescidi 752’de Usluoğlu İsmail yaptırdı. Allahın ihsanına nail olsun.”

Cami kesme taştan 11.00x13.00 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Mihrabı 2.50 m. derinliğindedir. İçerisindeki Selçuklu dönemine ait bezemeler daha sonra boyanmış ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır.

Selçuklu dönemine ait ahşap kapısı, döneminin ağaç işçiliği yönünden önemli bir eserdir.


Süleymaniye (Meydan Kapı) Camisi (Merkez)

Sinop il merkezi, Sakarya Caddesi üzerinde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi bilinmemektedir. Vakıf kayıtlarında ise Şeyh Ömer Efendi isimli bir kişi tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir.

Yapı kesme taş ve moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Mihrap niş şeklinde olup, orijinalliğini bütünüyle yitirmiştir.

Caminin en ilginç yönü ahşap minaresidir. Minare kaidesi çatı hizasından daha yüksekte olup, bunun üzerine çokgen gövdesi oturtulmuştur. Şerefenin üzeri direklerin taşıdığı ahşap çatı ile örtülmüştür.


Seyyid Bilal (Cezayirli Ali Paşa) Camisi (Merkez)

Sinop il merkezinde bulunan bu camiyi Cezayirli Ali Paşa 1867 yılında yaptırmıştır. Sultan II.Abdülhamit tarafından 1896 yılında onarılmıştır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Caminin köşelerindeki kesme taşlar yapıyı desteklemiştir. Cepheler sıvalıdır. Altlı üstlü yuvarlak kemerli her cephede ikişer pencere ile ibadet mekânı aydınlatılmıştır. Caminin bir kuzey cephesinde, diğeri de yan cephesinde olmak üzere iki girişi vardır. Bu girişler ahşap sundurmalıdır.

Minaresi kesme taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


Kaleyazısı Mehmet Ağa Camisi (Merkez)

Sinop Kaleyazısı Mahallesi, Sakarya Caddesi üzerinde bulunan bu camiyi kitabesinden öğrenildiğine göre; h.1062 (1657) yılında Kaleyazıcısı Mehmet Ağa yaptırmıştır.

Cami dikdörtgen planlı moloz taştan yapılmış olup, üzeri kırma çatı ile örtülmüştür. Sokak içerisinde bulunan caminin ön cephesinde altlı üstlü ikişer penceresi bulunmaktadır. İbadet mekânında sanat tarihi yönünden dikkat çeken bir bezemeye rastlanmamıştır.

Yanındaki taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi orijinaline uygun biçimde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kontrolü altında Kayseri’den getirilen kesme taşlarla Bayburtlu Ömer usta ve ekibi tarafından yeniden yapılmıştır.


Tersane (Hacı Ömer) Camisi (Merkez)

Sinop il merkezinde bulunan bu caminin talik yazılı kitabesinden öğrenildiğine göre Çerkez Ömer Bey h.1319 (1902) yılında yaptırmıştır.

Kitabe:

“Şehinşah-ı Cihaniyanı hazreti Abdülhamit hanın
Zamanın cami’ul hayrat kılmış kudret-i Mevla
İbadetgahla mülkü seraga revnakin kıldı
Uluvu-ü eserine dildadedir alem biser ta’ba
Bugün Sinop’ta ihya olan şu mescide tarih
Bu ziba camii Cerkes Ömer Beğ kıldı nev inşa.
Sene: Muharrem’ül Haram 1319 (1902).”

Cami, geç Osmanlı devri ampir üslubunda yapılmıştır. Moloz taştan, dikdörtgen planlı bir yapı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. İbadet mekânı ampir üslubun özelliği olan yuvarlak kemer içerisinde ikiz pencereler ile aydınlatılmıştır. Her cephede altlı üstlü ikişer pencere bulunmaktadır. Mihrap yuvarlak bir niş şeklinde ve mimari yönden bir özellik taşımamaktadır. Yanındaki, minber kanatları üzerinde geç devir motifleri bulunuyorsa da bunların üzeri boyandığından özelliğini yitirmiştir.

Caminin yanındaki minare taş kaide üzerine yuvarlak, yivli ve kısa gövdeli tek şerefelidir.


Kefevi Camisi (Merkez)

Sinop il merkezindeki bu cami kitabesinden öğrenildiğine göre; h.983-989 (1575-1581) tarihleri arasında Şeyh Mahmut Kefevi tarafından yaptırılmıştır.

Şeyh Mahmut Kefevi, h.926 (1519) yılında Kefe’de dünyaya gelmiş ve Abdülkadir Geylâni’nin müritlerinden Taküyüddin Ebubekir Bin Hayreddin kefevi ile birlikte İstanbul’a giderek oradaki ünlü âlimlerden ders almıştır. Bunların arasında Kaplıca Müderrisi Kadızâde Efendi ile Sahın Müderrisi Abdurrahman Efendi bulunmaktadır. İstanbul’da Molla Gürani Medresesi’nde ders vermiştir.

Kefevi Camisi dikdörtgen planlı, moloz taş ve kesme taştan yapılmıştır. Üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Değişik zamanlarda yapılan onarımlar nedeniyle mimari özelliğinden oldukça uzaklaşmıştır. İbadet mekânı altlı üstlü ikişer pencere ile aydınlatılmıştır. Mihrap ve minberinin herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. İç bezemesinin de sanat tarihi yönünden bir özelliği yoktur.

Caminin yanındaki minare taş kaide üzerine, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli olup, yapıdan ayrıdır. Büyük olasılıkla da bu minare ilk yapıldığı dönem aittir.


İsmail Bey Camisi (Durağan)

Sinop ili Durağan ilçe merkezinde bulunan bu cami 1867 yılında yapılmıştır. Cami 1943 depreminde büyük ölçüde zarar görmüş ve İsmail Usta tarafından yenilenircesine onarılmıştır. Bu yüzden de camiye İsmail Bey Camisi ismi verilmiştir.

Cami moloz taştan dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. Caminin dikkat çeken en önemli yerleri giriş kapısı, minberi ve vaaz kürsüsüdür. Bunlar döneminin ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri arasındadır.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

İL İL Memleketim....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

Kategoriler

  • Amasya
  • Ankara
  • CANAKKALE
  • Denizli
  • DIYARBAKIR
  • DUZCE
  • Edirne
  • IZMIR
  • KASTAMONU
  • KONYA
  • KUTAHYA
  • Manisa
  • Mardin
  • MEVLANA
  • Rize
  • SANLIURFA
  • Sinop
  • TRABZON
  • VAN
  • Arkadaşlar

    reklamgen
    atamla
    passions00
    gulcanca
    gulcanla
    kerrar
    sudemle2
    sudemle1
    sudemle
    horseracing
    psikolojist
    BenimEserlerim
    ideadersler
    AlsahBloklariIndexim
    sahinsah
    uyandirmaservisi
    AlsahBloklariIndeksi
    UmitZeynep
    YeniGuneTurku
    kastamonunet
    oykuleroykuculer
    ogretbensen
    nsahin
    esincolak
    SariYazma
    huznunyuzueylul
    inky
    dusbahcesi
    tulaybilgin
    sukarakus
    asu
    kaybolusculuk
    lepidoptera
    mutahharaksari
    izoiscaticephe
    sabahYILDIZI
    canandansiirler
    berrinsulari
    yesilelma
    sinemaoyun
    awaris
    sophia
    gorseldil
    Guldeste
    berfinhazal
    kastamonum
    senpazarli
    esevcanca
    Hasan37
    siir
    siirlersairler
    kaylule
    karsittez
    muzaffererdem
    HandanGokcek2
    kastamonuluyuz
    alisahin37
    yedincisanat
    umutmavisi
    muzo
    blogumuz
    rabiayuksel
    belitt
    ebrusum79
    cazibelibocek
    enar
    ahsude
    AlsahIndex
    ayseliden
    Aykiz
    Arzumca
    ahmetyazar
    alevilik
    AR
    alperence
    aakif
    acelyaxxx
    siiryarismasi
    akiks
    fatoscb
    edakeskin
    gazikemal
    ahmetturanaltunsu
    ANDAY
    bereket
    ceylanceren
    cocukca
    dertligarip
    dilsizmutercim
    ehicran
    emeginsanati
    emekliogretmenler
    eyferu
    eyust
    ferideozmat
    geda
    ile
    ilhanM
    iremnur
    korgul07
    http://alsahblog.blogcu.com/ Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:87
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa