İl İl Türkiye
• 25/6/2007 - Denizli Genel Bilgi
Anadolu Yarımadası’nın güneyinde yer alan Denizli’nin bir bölümü Ege, bir bölümü Akdeniz bir bölümü de İç Anadolu Bölgesi’nde yer almaktadır. Denizli’nin kuzeyinde Uşak, doğusunda Afyonkarahisar ve Burdur, güney ve güneybatısında Muğla, batısında Aydın, kuzeybatısında da Manisa illeri bulunmaktadır. Üç ayrı bölgede yer aldığından ötürü yüzey şekilleri de büyük çeşitlilik gösterir. İlin güney ve doğu kesimleri Torosların batı uzantıları ile engebelenmiştir. Güneybatı sınırından il topraklarına giren ve kuzeydoğuya doğru uzanan Gölgeli Dağlarının en yüksek noktası Bozdağ’ın Eren Tepesi’nde 2.419 m.ye ulaşır. Ayrıca güneydoğuda Burdur ile olan sınırını Boncuk Dağı (2.418), Yaylacık Dağı (2.114) ve Güre Dağı (2.030) engebelendirir. Gölgeli Dağlarının kuzeybatısındaki Doğu Menteşe Dağları da ilin batı sınırını oluşturmaktadır. Bu dağ topluluklarının kuzeyinde, orta kesiminde, doğudan batıya sıralanan Eşeler Dağı, Ak Dağ ve Karıncalı Dağı bulunmaktadır. İl sınırları içerisinde Eşeler Dağı’nın en yüksek noktası Honoz Doruğu’nda 2.528 m.ye ulaşır. Bu yükselti aynı zamanda Ege Bölgesi’nin en yüksek noktasıdır. Aydın Dağlarının doğu uzantıları batıdan il topraklarına girer ve kuzeye doğru gidildikçe de yükselti azalır. İlin kuzey kesimindeki Çökelez Dağı (1.841), Beşparmak dağı (1.612), Çatma Dağı da (1.930 m.) il sınırları içerisindeki diğer yükseltilerdir. Ormanlar il alanının %44’ünü kaplar ve bunlar daha çok güneyde yoğunlaşmıştır. Kızılçam, karaçam, sedir, ardıç, meşe, kestane, çınar, karaağaç, sandal ağacı, kayın, dişbudak ve mersin ağaçları bulunmaktadır.
Denizli’de özellikle Pamukkale’de mineralli suların oluşturduğu travertenlerden dolayı ününü antik çağlardan bu yana sıcak ve mineralli (kalsiyum oksitli) su kaynaklarından almıştır. Ayrıca bölge uzun bir tektonik fay hattı üzerinde yer alır. Bu yüzden de çok sayıda termal ve su kaynakları bulunmaktadır. Pamukkale’deki termal kaynak çok fazla kalsiyum tuzları ve karbondioksit gazı kapsadığından kalsiyum çökelekleri meydana getirir ve bu durum da bir doğa mucizesini oluşturur.
Denizli akarsu bakımından da oldukça zengindir. Türkiye’nin en büyük akarsularından biri olan Büyük Menderes, Işıklı Gölü’nden çıkar, önemli kollarından olan Aksu Çayı (Çürüksu Çayı) Honaz Dağı ile Kaklık, Kocabaş yörelerindeki suları toplar. Büyük Menderes’in önemli bir diğer kolu olan Akçay da güneybatıda Muğla ile olan doğal sınırını çizer. İlin Büyük Menderes’ten sonra ikinci büyük akarsuyu da Dalaman Çayı’dır. Baraj göllerinin dışında il toprakları içerisinde irili ufaklı göller bulunur. Bunların en önemlilerinden biri de, büyük bölümü Afyonkarahisar sınırları içerisinde kalan Acı Göldür. Kuzeybatıda Sazan dağı düzlüğünde yer alan Süleymaniye Gölü de ikinci büyük gölüdür. Denizli’deki bu akarsular üzerinde sulama kanalları, regülatörler ve barajlar kurulmuştur. Bunlar Böceli Regülatörü, Kemer Barajı, Adıgüzel Barajı ve Buldan Barajıdır. İlin en zengin tarım alanları Büyük Menderes’in suladığı Buldan-Sarayköy Ovası ile Aksu’nun suladığı Denizli-Çürüksu Ovasıdır. Ayrıca Buldan’a doğru genişleyen Sarayköy Ovası 350 km2’lik bir alanı kaplar. Böcekli Köyü’nden başlayarak Pamukkale’ye kadar uzanan Denizli Ovası Sarayköy Ovası ile birleşir. Büyük Menderes’in suladığı Çivril ve Baklan Ovaları da ilin en geniş düzlükleridir. Tavas Ovası 300 km2’lik bir alanı kaplar ve Yenidere tarafından sulanır.Ayrıca Kaklık, Hanbat, Eskere ve Acıpayam ovaları da ildeki diğer önemli düzlüklerdir. Denizden yüksekliği 428 m. olan Denizli’nin yüzölçümü 11.868 km2 olup, toplam nüfusu 850.029’dur.
Denizli’nin ekonomisi tarım, hayvancılık, tavukçuluk, turizm ve imalat sanayiine dayanmaktadır. Tarımsal ürünler olarak buğday, arpa, baklagiller, nohut, pamuk, haşhaş, şekerpancarı, tütün, anason, susam yetiştirilir. Sebze ve meyveciliğin önemli olduğu ilde elma, armut, ayva, badem, kiraz, şeftali ve nar gibi meyveler yetiştirilir. Sebzecilik 1970’lerden sonra büyük gelişme göstermiştir. Özellikle Pamukkale yakınlarında jeotermal enerjiden yararlanılarak seracılık yapılmaktadır. Denizli Tarımsal Gelişme Projesi çerçevesinde kavun, karpuz gibi bostan ürünleri önem kazanmıştır. Zeytin ve antep fıstığı üretimi ise oldukça sınırlıdır. Hayvancılık 1950’lerden sonra ovaların bitkisel üretime yönlendirilmesi ile gerilemiştir. Günümüzde daha çok mera hayvancılığı biçiminde en çok koyun, kıl keçisi ve sığır yetiştirilir. İle özgü uzun ötüşlü Denizli Horozları ile ünlü olarak saf Denizli ırkı horoz ve tavuk yetiştiren üretme istasyonları bulunmaktadır. Hayvansal ürünlerden kaynaklanan süt, et, yumurta ve deri, üretimi de önemlidir. Akarsularda ve göllerde tatlısu balıkçılığı yapılır istakoz üretilir. Denizli’de imalat sanayi 1970’lerden sonra daha da gelişmiş, büyük ölçüde evlerde sürdürülen el dokumacılığı ün yapmış, ihracata yönelinmiştir. Ormanlarından tomruk, maden ve tel direği, çıra, reçine, sığla yağı ve yakacak odun çıkarılmaktadır. Ayrıca Denizli’de XIX.yüzyıldan bu yana krom madeni çıkarılmıştır.
Denizli’nin tarihi çok eskilere inmektedir. İlin kuzeydoğusundaki Çivril, Beycesultan’da kalkolitik Çağa ait buluntuların ortaya çıkması yöre tarihinin MÖ.5000-4000’lere kadar indiğini göstermektedir. Bugünkü kent merkezinin bulunduğu yerde Milyas isimli bir yerleşim bulunuyordu. MÖ.1800’lerde Arzava Siyasal Birliğinin Myra bölgesinde yer alan Denizli, Hititlerin egemenli altında bulunmuştur. Hititlerin 1100’lerde yıkılmasından sonra yöre Lydialıların egemenliği altına girmiş, bu duruma MÖ.546’da Pers Kralı II.Kyros son vermiştir. Bu arada Milyas halkı Perslere karşı uzun süre direnmiştir. MÖ.334’te Büyük İskender Pers egemenliğine son vererek Denizli yöresini de ele geçirmiştir. Büyük İskender’in ölümünden sonra (MÖ.323) Lysimakhos’a bağlanan yöre, MÖ.261’e kadar seleukosların yönetiminde kalmıştır. Bu arada Seleukos Kralı II.Antiokhos karısı Laodike adına Denizli’nin yakınlarında Laodikeia antik kentini kurmuştur. Pergamon Kralı Attalos Seleukosları yenilgiye uğratmış ve Roma’ya vasiyet yoluyla topraklarını verinceye kadar da Pergamon Krallığı yörede egemenliğini sürdürmüştür. Bölge Roma ve Bizans dönemlerinde gelişerek önem kazanmıştır.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şaha bağlı beyler, yöreyi ele geçirmiş, bu durum I.-II.- III. Haçlı Seferlerine kadar sürmüştür. Bu dönemlerde yöre Haçlılar, Bizanslılar ve Selçuklular arasında sürekli el değiştirmiştir. Germiyanoğulları 1368’de buraya hakim olmuşsa da 1391’de Yıldırım Beyazıt burasını Osmanlı topraklarına katmıştır. Yıldırım Beyazıt’ın Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesinden sonra Germiyanoğulları yeniden yöreye hakim olmuşlardır. Kısa bir süre Karamanoğulları buraya hakim olmuş, ardından 1429’da kesin olarak Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.
Tanzimat döneminde Aydın vilayeti, Aydın sancağına bağlı bir kaza olan Denizli 1883’te sancak olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nda Kuvay-ı Milliye’nin örgütlenmesinde etkili olmuş, bazı ilçeleri Yunan işgaline uğramıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra da il konumuna getirilmiştir.
Yörede Laodikeia, Apollania Salbakos, Apollonos Hireon, Attuda, Colosae, Herakleia Salbakos, Hierapolis, Sebastopolis, Tabai ve Tripolis antik kentleri bulunmaktadır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait yapılar arasında Denizli-Eğridir yolu üzerinde Goncalı Köyü’ndeki Akhan, Denizli’nin 20 km. kuzeyinde Honaz bucağında Sultan II.Murat Camisi (XV.yüzyıl), Denizli Hürriyet Meydanı’nda Yeni Cami bulunmaktadır. Ancak bunlar günümüze iyi durumda gelememiştir. Acıpayam’da Yazır Camisi (1801), Çal ilçesinde Eski Pazaryeri Camisi, Yatağan Baba Türbesi (XVI.yüzyıl), Çogaşlı Köyü Çeşmesi (1776-1834), Çardak’ta Çardakhan Kervansarayı (1230), Çivril’de Şavranşah-Şavran Camisi (1882), Dedeköy Camisi, Sarayköy’de Ahmetli Köprüsü (Ak Köprü), Baklan Boğaziçi kasabasında Boğaziçi Cami, Mehmet Gazi Türbesi, Ahi Sinan Türbesi, Mahmut Gazi Türbesi, Hüsamettin Bey Türbesi ilin belli başlı eserleridir. Ayrıca Denizli'de Türk sivil mimari özelliklerini yansıtan evler de bulunmaktadır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/6/2007 - Denizli Gezgin Gözüyle
Gezgin Gözüyle
Pamukkale: Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji literaturunde "Holy City" yani Kutsal Kent olarak adlandirilmasi, kentte bilinen bircok tapinak ve diger dinsel yapinin varligindan kaynaklanmaktadir
Kentin hangi eski cografi bolgede yer aldigi tartışılır. Hierapolis, cografi konumu ile kendisini cevreleyen tarihi bolgeler arasinda yer almaktadir. Aziz Paulos, kentin Frigya yakininda, guney batida ve Karia sinirina yakin oldugundan bahseder. Ayrica Colossae kentinin de kuzey batisinda oldugunu soyler. Strabon ile Ptolemaeus ise verdikleri bilgilerde, Karia Bolgesi’ne sinir olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakinligi ile Hierapolis’in de Frigya Kenti oldugunu ileri surerler.
Tripolis: Denizli il merkezinin 40 km. kuzeyindedir. Buldan ilçesi Yenicekent kasabasının doğusunda, Büyük Menderes akarsuyu ile kasaba arasındaki yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Tripolis, Lidya bölgesi kentleri içinde, Karya ve Frigya bölgelerine ulaşımı sağlayan ticaret ve tarım merkezlerinden birisidir. Kuruluş biçimi ve kent anlayışı ile yörenin en zengin kentlerindendir. Bergama Krallığı tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Anıtsal yapıların en iyi örnekleri MS. 1, 2 ve 3. yüzyıllarda yapılmışlardır. MS. 325 yılında Nikea meclisinde hazır bulunan Lidya piskoposları listesinde Tripolis'in adının geçmesi piskoposluk düzeyinde bir kent olduğunu göstermektedir. Tripolis'in Yapıları Tiyatro: Kent merkezindedir. Araziye uygun olarak, Roma inşa tarzında yapılmıştır. Hamam: Tiyatronun yaklaşık 200 metre batısında yer almaktadır. Sur duvarları dışında bulunmaktadır. Dış duvarları kısmen ayaktadır. Kale ve Surlar: Tripolis Geç Roma ve Bizans Dönemi'nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın duvarlarla desteklenmiştir. Nekropol: Surun, doğu ve güney yamaçlarındadır. Burada kaya mezarları, podyumlu mezarlar ve lahitler görülmektedir. Colossae Denizli ilinin 25 km. doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde yer almaktadır. Antik çağdan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenephon'a göre Frigya'nın 6 büyük kentinden biridir.Osmanlı Dönemi'ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin kalıntılarına, Akropol olan, höyük tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır. Höyüğün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar bulunmaktadır Herakleia Salbace Kent Denizli ili, Tavas ilçesinin 10 km. kuzeybatısında bulunan Vakıf Köyü sınırları içindedir. Önemli yapıları, kenti çevreleyen Roma Dönemi suru ve stadyumdur. Artemis ve Leto Herakleia Salbace antik kentinin yaklaşık 4 km. doğusunda, bugünkü Tavas-Kızılcabölük kasabasının 1 km. kuzeydoğusunda, Ören Sırtı ve Kocapınar mevkii diye adlandırılan yerdedir. Babadağ Dağı'nın sırtında yer alan Hieron dikdörtgen şeklindedir. Kabartmalarda Artemis, Apollon, Pan, Dionysos ve Herakles ile ilgili mitolojik sahneler işlenmiştir .
Cami ve Türbeler:
Acıpayam Yazır Cami: Cami giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre,1801 yılında yaptırılmıştır. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik bir durum gösteren caminin duvarları içerisinde üç sıra panolar halinde resimlerle süslenmiştir.
Boğaziçi Cami: Selçuklular Döneminde yapılan bu cami, Baklan ilçesi Boğaziçi Kasabası'ndadır. Ağaç direkli camilerdendir. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik ağaç motifleri görülmektedir.
Türbeler Servergazi Türbesi: ( Yeşilköy ), Mehmet Gazi Türbesi (Büyük Mezarlık), Fatma Hanım (Yıldız) Türbesi (B. Mezarlık), Ahi Sinan Türbesi, Mahmut Gazi Türbesi, Yatağan Baba Türbesi ve Hüsamettin Bey Türbesi Denizli'nin görülmeye değer başlıca türbeleridir.
Kiliseler/Han ve Kervansaraylar:
Akhan: Denizli'ye 7 km. uzaklıkta, Denizli-Afyon karayolu üzerindedir.1253-1254 yıllarında, inşa edilmiş olan kervansarayın 2 yazıtından birinde II. İzzettin Keykavus'un adı ve unvanları belirtilmektedir. Hanım avlu portali (taç kapı), geometrik ve plastik süslemeleri ile oldukça görkemlidir. Geyik, sfenks, kuş, figürleri, palmet, bitki gibi motifleri ile yoğun bir bezemeye sahiptir.
Çardakhan Kervansarayı: Çardak ilçe merkezinin hemen dışındadır. Yazıtından anlaşıldığını göre, I. Alaaddin Keykubad zamanında, 1230 yılında yaptırılmıştır. Sultan hanları tipinde bir kervansaraydır. |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/6/2007 - Denizli Hanları
Ak Han (Merkez)
Denizli-Isparta karayolu üzerinde, Denizli’ye 7 km. uzaklıkta Akhan Köyü’nün girişinde bulunmaktadır. Selçuklu dönemindeki Denizli’den Konya’ya giden kervan yolunun konaklama yeridir.
Ak Han’ın biri dışarıda diğeri de kapı girişinin üzerinde olmak üzere iki kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabelerden birinde hanın Abdullah oğlu Karasungur tarafından yaptırıldığı yazılıdır. Her iki kitabede de Selçuklu sultanı İzeddin Keykavus II.’nin ismi yazılıdır. Ak Han’ı yaptıran Karasungur’un, Atabeg Celaleddin Karatay’ın kardeşlerinden biri olan, Denizli çevresinde valilik yapmış Emir Seyfüddin Karasungur olduğu farklı kaynaklarda yazılıdır.
Hanın beden duvarları beyaz taşlardan yapıldığından ötürü Ak Han ismi verilmiştir. Burada kullanılan taşların büyük bir kısmının Denizli’nin 6 km. kuzeyinde bulunan Laodikeia antik kentinden getirildiği sanılmaktadır.
Avlulu ve kapalı hacimli tipik bir Anadolu Selçuklu hanıdır. XIII.yüzyıla tarihlendirilmektedir. Hanın ana giriş kapısı doğu yönünde olup, dışarıya doğru çıkıntı yapan kapının bezemeleri geometrik şekiller, hayvan figürleri ve bitkisel motiflerden oluşmaktadır. Bu süsleme Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biridir. Hanın kapısını çevreleyen bordürler arasında gamalı haçlar ve bunların arasındaki boşluklarda da kuş, karaca, yabani keçi, arslan gibi hayvan motifleri, sitilize edilmiş çiçekler, çift başlı kartal ve ejder motifleri görülmektedir. Ayrıca sivri kapı kemerinin üzengi taşları güvercin kabartmaları ile bezenmiştir. Giriş boşluğunun iki yüzeyinde üzerleri istiridye kabuğu biçimli kubbecikleri olan mihrabiyeler bulunmaktadır. Bu mihrabiyelerin iki yanında ve üzerinde stilize bitkisel motifler, yumurta ve istiridye kabuğu bordürleri bulunmaktadır.
Bu girişten sonra üzeri açık bir avluya girilmektedir. Bu avlunun sonunda eyvanlar, sağında ise bir bölümü yıkık iki katlı bir hacim, iki oda ve bir eyvan bulunmaktadır. Bu eyvanın kemer üzengi taşları birbirlerine bakan arslan başlı taş konsolları oluşturmaktadır. Ancak bu bölüm restore edilmiş ve orijinalliğini yitirmiştir. Bu mekanın yanındaki taş bir merdivenle de üst kata çıkılmaktadır. Bu bölüm çökmüş olmakla beraber, üzerinin kubbe ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. K.Erdmann’a göre bu bölüm hanın mescididir. Nitekim buna benzer örnekler Zazadin, Obruk, Kızılören hanlarında da görülmektedir.
Ak han’ın kapalı bölümü iki sıra halinde altı taş ayağın taşıdığı tonoz örtülü küçük bir mekandır. Bunlardan orta tonoz yandakilere göre biraz daha yüksektir.
Çardak Hanı (Hanabad) (Çardak)
Denizli-Eğridir kervan yolu üzerinde bulunan bu han, kitabesinden öğrenildiğine göre; Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın mirahuru ve Honaz vilayeti valisi Esedüddin Ayaz Bin Abdullah eş-Şehabi 1230 yılında yaptırmıştır. Kapı girişinin üzerindeki yedi satırlık bu kitabenin yanlarında iki Selçuklu arslan heykeli görülmektedir.
Çardak ilçesinin hemen çıkışında karayolunun 500 m. içerisinde yer alan bu han dikdörtgen planlı olup, kare bir avlusu vardır. Selçuklu hanlarının küçük ve sade bir örneğidir. Giriş kapısının kenarında olması gereken eyvanları bütünü ile yıkılmıştır. Hanın avlusu 22.50x27.00 m. ölçüsünde beş neflidir. Hanın kapalı kısmı dört sıra kesme taş payenin taşıdığı sivri tonozlarla örtülmüştür. Bunlardan orta nef diğerlerinden daha geniştir. İçeride her sırada beşer tane olan payeler birbirlerine sekilerle üstten de kesme taş hafif sivri kemerlerle bağlanmışlardır. Hanın içerisi tonozlardaki ayak aralarına rastlayan deliklerden aydınlatılmıştır. Burada dikkati çeken bir özellik orta nefin paye başlıklarının birisinde bir boğa başının, diğerinde sıçramış iki balık, iri kulaklı, sivri sakallı bir insan kabartmasının oluşudur.
Kesme taştan yapılmış olan binanın girişinde yarım daire, doğu cephesinde üçgen ve güney cephesinde de yarım sekizgen kesitli ikişer kulesi bulunmaktadır. Böylece han, dış görünümü itibarı ile bir kaleyi andırmaktadır. Yapıda kullanılan devşirme malzemeler üzerinde taşçı ustalarının işareti bulunmaktadır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|