İl İl Türkiye

• 5/7/2007 - Diyarbakır Sivil Mimari Örnekleri

Kategori: DIYARBAKIR

 


C.Sıtkı Tarancı EviDiyarbakır, sivil mimari yönünden Güneydoğu Anadolu’nun en zengin örneklerini bir araya getirmiştir. Yaklaşık 5.000 yıllık bir geçmişi olan Diyarbakır, Anadolu’nun bütün tarihi dönemleri yaşamış bundan ötürü de büyük çoğunluğu günümüze gelebilen sivil mimari örneklerini bu uzun geçmişin bir ürünü olarak korumuştur. Diyarbakır’ın ünlü sur ve kalelerinin yanı sıra camileri, medreseleri, türbeleri, dergahları, hanları, hamamları, köprüleri ve sivil mimari örneklerinin de kendisine özgü bir konumu olmuştur. İklim koşullarından ötürü yapılarda farklı yapım teknikleri uygulanmıştır. Şehrin tarihi kimliğinin yanı sıra iklim koşulları da sivil mimaride en uygun biçimde kullanılmıştır. Bu arada yerel malzemeler ile dışarıdan getirilenler yapılanmada büyük rol oynamıştır.

Diyarbakır sivil mimarisinin oluşmasında surlar önemli bir rol oynamaktadır. Surlar kentin genişlemesini sınırladığı için sur içinde yoğunlaşma artmış, evler birbirine bitişmiş, sokaklar daralmıştır. Bu tür bir sıkışıklık sokakların şekillenmesinde ve mahremiyeti sağlamak için evler, sokaklardan yüksek duvarlarla ayrılmıştır. Roma döneminde kalan ve günümüzde de halen kullanılan kanalizasyon ağı, mimari dokunun eskiden de sıkışık olduğunu göstermektedir. Diyarbakır evleri genel olarak düzensiz bir geometri ile birbirinden ayrılır ya da birbirlerine yaklaşır.

Gazi KöşküAtatürk, l937 yılında burayı ziyaretinde kentin imarı için verdiği emirde Diyarbakır’da yeni yapılanmanın yanı sıra sivil mimari örneklerinin de korunması gerekliliğini vurgulamıştır;

“Yeni Diyarbakır kurulur ve eski Diyarbakır da imar ve tezyin edilirken, tarihi kıymeti haiz tek bir eser hırpalanmayacaktır ve iyi bir surette muhafaza edilecektir.”

Diyarbakır evleri köylerde ve şehirlerde farklı ev tiplerinin olduğu açıkça görülmektedir. Köy ve kasaba evlerinde Orta ve Doğu Anadolu’nun kerpiç duvarlı, toprak damlı, küçük pencereli, çamur veya tezekle sıvanmış evleri çoğunluktadır. Bu evler tek katlı, uzun ağıllıdır ve geniş bir avlu içerisinde yer almışlardır.Yazların çok sıcak, kışların da çok soğuk geçtiği Diyarbakır evlerinde avluların büyük önemi vardır. Bundan ötürü de yerleşim ve yaşam avlu etrafında yoğunlaşmıştır. Dış dünyadan soyutlanmış ve kendi mahremiyeti içerisinde ev halkı burada yazın sıcağına, kışın soğuğuna karşı yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Yazlık, kışlık ve baharda kullanılan mekanlar aynı ev şeması içerisine yerleştirilmiştir. Diyarbakır evlerinin bütün bölümleri avlu ile bağlantılıdır. Bu avlulardan bodrum ve sergah için alt kata, oda, sofa, eyvan, ara katlar, üst katlardaki odalar ve dam için yukarıya yönelirler. Evlerde oda sayıları ailenin büyüklüğüne göre değişmektedir.

Diyarbakır evlerinde bahçenin de büyük önemi vardır. Evler şehrin dar sokakları, yüksek avlu duvarları içerisine kapanmışlardır. Avlu ve bahçeye girildiğinde dış dünyadan tamamıyla ayrılır; havuz, açık eyvan, tulumba, kuyu ve merdivenlerle bu avluda karşılaşılır. Avlularda yer alan havuzların da ayrı birer görünümleri vardır; bunların bazılara dikdörtgen, elips, sekiz köşeli ve dilimli daire şeklindedirler. Havuz kadar önemli olan havuzdan boşalan sular için yapılan su kanalcıklarıdır.

Eski çağlardan itibaren bu evlerin muntazam kanalizasyon yolları da bulunmaktadır. Ayrıca Diyarbakır’a l5 km. uzaklıktan Gözeli’nden getirilen Hamravat Suyu her eve künklerle dağıtılmıştır. Bu su Diyarbakır’a kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle getirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman 1549’da İran seferi nedeniyle Halep’ten dönerken yolda hastalanmış ve Diyarbakır’da kalmıştır. Karacadağ’da istirahat eden padişah sağlığına kavuşunca da Hamravat suyunun şehre getirilmezsini emretmiştir. Bunun için Vali Bali Paşa görevlendirilmiş, Mimar Sinan’ın kalfalarından Kastamonulu Kasım Çelebi künklerle şehre sular getirilmiştir. O günden bugüne kadar şehir içerisinde bir su dağıtım şebekesi kurulmuştur. Nitekim günümüzde söylenen “ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözü o günlerden kalmıştır. Bu yüzden de her eve ayrı ayrı havuzlar yapılmıştır. Diyarbakır evlerinde havuz, vazgeçilmez bir unsurdur. Zengin evlerinde bazen bu havuzların eyvanın içerisine kadar girdikleri görülmüştür. Bazı örneklerde buralara küçük selsebiller eklenmiştir. Bunun da nedeni selsebillerin eve serinlik sağlamasıdır.

Ataerkil aile yapısına sahip olan Diyarbakır’da evler büyük aile yapısına uygun olacak biçimde düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra eski köylerde geniş kemerli, eyvanlı eski taş yapılarla da karşılaşılmaktadır. Bu tür evler daha çok Diyarbakır’ın eski yerleşim alanlarında bulunmaktadır. Diyarbakır evlerinde suyun, sıcaklığın, soğuğun da büyük etkisi vardır.
Diyarbakır surları dışında kalan evlerde surlarda kullanılan taşların benzerleri kullanılmış, üzerleri toprak damla örtülmüştür. Evlerde kullanılan ana malzeme lavların püskürtmüş olduğu bazalt taşlarıdır. Bu taşların işlenmelerinin kolay olmasının yanı sıra aynı zamanda klima işlevini de sürdürmeleri yörede kullanılmalarının başlıca nedenidir. Ayrıca bazalt taşı suyu emmez. Dona, darbelere, asitlere, sürtünmeler karşı dayanıklıdır ve renk değiştirmezler. Kalker taşı Diyarbakır’a dışarıdan getirilmektedir. Bu nedenle ve pahalı oluşundan ötürü de ancak süs malzemesi olarak zengin konaklarında dekoratif nitelikte kullanılmıştır.

Diyarbakır’ın ormanlık alanlarının olmaması ahşabın yapılanmada ikinci planda kalmasına ve yalnızca dekoratif olarak kullanılmasına yol açmıştır. Bununla beraber Diyarbakır’da bulunan kavak ağacından da yararlanılmıştır. Esnemeye belirli ölçülerde dayanıklı oluşundan ötürü de çoğunlukla tavan kirişlerinde kullanılmıştır. Bununla beraber doğramalık kereste dışarıdan getirilmiştir. Evlerde bağlayıcı unsur olarak kireç kullanılmıştır. Duvarlarda görünen yerlere ince yontma taşlar, onların arka yüzlerine moloz taşlar dizilmiştir. Taşlarda iç sıra ile dış sıra birlikte örülür. Bu yapı tekniği Roma ve Bizans duvarlarında da görülmüştür. Tuğla üst örtülerde pek fazla görülmemektedir.

Kapı TokmağıDiyarbakır evleri, dış baskınlara karşı korunaklı olarak yapılmış, avlu çevresinde gelişmiştir. Evlerin plan düzeninde de iklimin büyük etkisi olmuştur. Bunun içinde, çoğu kez dar sokaklarda bulunan evlerin dışa açılan pencereleri oldukça azdır. Dışarıdan şekilsiz görülen bu evlerin içerisi bezeme yönünden oldukça zengindir. Ahşap işçiliğine ve çeşitli boyalı nakışlara içeride, özellikle tavanlarda geniş yer verilmiştir. Zenginlere özgü evlerde tepe pencerelerinde renkli camlar, alçı içlik pencereler değişik şekillerde kullanılmıştır. Bu tür tepe pencereleri de evlere ayrı bir hava vermiştir.

Diyarbakır’ın zenginlere özgü evleri harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümlerin dışarıdan birbirlerinden ayrı girişleri vardır. İçerideki bağlantıları da döner dolapların yardımıyla sağlanmıştır. Ancak günümüz Diyarbakır evlerinde, yakın tarihlerde yapılan yapılanmalarda bu düzen tamamen ortadan kalkmıştır. Avluya açılan odalar yazlık ve kışlık olarak avlunun değişik yönlerine iklim koşulları dikkate alınarak yerleştirilmiştir. Diyarbakır evlerinde eyvanların da büyük önemi vardır. Bu evlerin odağı avlulu evlerdeki eyvanlardır. Diyarbakır’da eyvansız ve avlusuz ev bulunmamaktadır. Eyvanın görevi avlu ile evin kapalı mekanları arasında yarı açık alan olmasıdır. Bu yöredeki eyvan ön yüzü avluya açılan ve serinlemeye yönelik bir bölümdür. Daha çok da sıcak ülkelerde görülmektedir. Diyarbakır da eyvanlar tek gözlü, iki gözlü ve üç gözlü olarak bölümlere ayrılmaktadır. Ev sahiplerinin maddi güçlerine göre evlerde eyvan sayısı da artmaktadır. Bunların altlarında bodrumlar bulunmaktadır. Bununla beraber altlarında bodrum bulunmayan eyvanlara da Diyarbakır’da rastlanmaktadır.

Diyarbakır evlerinde odalar kapalı alanlarda yer alır ve bunlar yemeye, oturmaya ve yatmaya ayrılmışlardır. Bu odalar doğrudan avluya açılabildiği gibi eyvanlarla da bağlantılıdır. Avludan veya avludan bağlantılı odalar arasında da bazı farklılıklar bulunmaktadır. Avludan girilen odalar doğrudan doğruya toprağa oturmaktadır.

Sivil Mimaride eyvan ve havuzlu avluEvlerin dışarısında ve içerisindeki pencereler, merdiven kenarları demir parmaklıklarla hareketli bir görünüme ulaşmıştır. Evlerin içerisindeki duvarlara kapıları olmayan nişler ve dolaplar yerleştirilmiştir. Alt kattaki zeminler betona benzer bir örtü ile kaplanmıştır. Kışın bunların üzerine halılar, düz yaygılar serilir, yazın da bunlar kaldırılırdı. İkinci katlar genellikle sokağa bakan odalar konsollar ve bağdadi şahnişler, cumbalar ile dışarıya taşırılmıştır. Buradaki odaların zemini şahnişlerden biraz daha yüksek tutulmuştur. Pencereler daha alçak olup, sedirlerin üzerinde oturanların, oturdukları yerden rahatça dışarıya seyredebilmeleri sağlanmıştır. Bu tür odalara yörede örtme odalar ismi verilmiştir. Dar sokaklarda bulunan odaların karşı evlerin duvarlarına yakınlığından ötürü bu yöne pencereler açılmıştır. Ancak avluya bakan cephelerde pencere sıralarına fazlaca yer verilmiştir.

Diyarbakır evlerinin bir özelliği de sertaplardır. Sıcak yaz günlerinde eyvan ve avlular yetersiz kalınca buna önlem olarak bir nevi sığınak olan sertaplar yapılmıştır. Bunlar evlerin yerleşme planı içerisinde bir tür bodrum odası olup avluya açılırlar ve kuzeye yöneliktirler. Diyarbakır Cahit Sıtkı Tarancı evinde olduğu gibi bazı örneklerde iki basamakla içerisine girilen dikdörtgen mekanlardır. Bunların uzun kenarları avluya bakar ve iki, üç pencere ile aydınlatılmışladır.

Evlerin üzeri çoğunlukla sıkıştırılmış toprak damla örtülmüştür. Bu tür toprak damlar yazın sıcağına karşı korunaklı, kışın da soğuğundan arındırılmıştır. Yaz aylarında bu toprak damların üzerine taht denilen karyolalar kurulur. Oldukça yüksek olan tavanlarda üst örtüde tavan kirişleri düzgün uzun kavak ağaçlarından yararlanılmıştır. Diyarbakır evlerinde odalar avluya açıktır. Ancak şahnişleri sokağa bakar, pencereler kafeslidir.

Diyarbakır evlerinin her birisinde mutlak bir avlu bulunmaktadır. Bu avlular bazalt kesme taşından muntazam olarak yapılmıştır. Avlu zemininden bir iki basamakla çıkılan eyvanların üç tarafı penceresiz olarak kapalı, avluya bakan tarafı da tamamen açıktır. Çoğunlukla bu avlular iklimden ötürü kuzeye yöneliktir. Eyvanların arkasındaki odalar evin en geniş ve en ferah odasıdır. Mutfakların yüzleri avluya bakar ve çoğunlukla bir kemerle avludan ayrılmışlardır. Rüzgarı az, güneşi bol olan evlerin kuzey yönleri mutfak için ayrılmıştır. Mutfağa avludan düz ayakla geçilir. Mutfakların altına bu nedenle bodrum, kiler gibi bölümler yapılmamıştır. Mutfaklarda su ve ısıtma tesisatına da rastlanmaz. Bunun için evin bu işle uğraşanları mutfağa yakın yerde yemek hazırlığını yapar ve mutfağa yalnızca pişirme amaçlı olarak girerlerdi.

Diyarbakır evlerinde helalar avlu ile doğrudan bağlantılı olarak sokağa en yakın yerde yapılmıştır. Bunun da nedeni kanalizasyon kanallarının boylarının sağlık açısından kısa tutulmasındadır.

Kesme taştan meydana gelen evlerin taş aralarına derzler yapılmış, bunlar evlerin görüntüsüne değişik bir şekil vermiş ve bazı örneklerde de üzerlerine motifler de işlenmiştir. Bu derzleri terkibi günümüzde de bir türlü çözülememiştir. Cephelerde uygulanan beyaz-siyah cephe düzeni avlu ve ev duvarlarında çok sık kullanılmıştır. Horasan harcın kullanılması yörede ikinci plandadır.

Diyarbakır evlerinde merdivenlerin de ayrı bir yeri vardır. Bunlar avlulardan eve girişlerde sağır duvarlara yaslanırlar. Odalara çıkan merdivenler oldukça sadedir.

Diyarbakır evlerinde süslemeler evlerle bütünleşmiştir. Evlerde en çok süslenen bölümler avluya bakan cepheler olmuştur. Bunlarda taş içliğinin örnekleri ile karşılaşılır. Duvara gömülü geometrik şekiller , dilimler, zikzaklar en yaygın olan örneklerdir.

Diyarbakır evlerinin demir parmaklıkları, alçı tepe pencereleri, renkli camları, alçı tepe pencereleri, vitrayları, ahşap kapı ve doğramalar, saçak bordürlerinin çoğu evlerin bazıları yıkıldığından müzelere taşınmıştır. Ahşap malzeme olarak çoğunlukla çıralı çam kullanılmıştır. Evlerin alt katlarına depo ve kilerler yerleştirilmiştir.

Diyarbakır evlerinde odaların içerisinde banyo düzenine, gusülhaneye pek rastlanmaz. Yalnızca birkaç evde özel olarak yapılmıştır. Evlerin ayrı hamamları vardır. Bunlar küçük ölçüde kurnalı yapılardır. Hamamların soyunma ve sıcaklık bölümleri vardır. Bunlar avludan tepe pencereleri ile aydınlatılırlar.

Bu evlerin ana yapım malzemesinin taş, toprak oluşu da onların uzun süre ayakta kalmalarını sağlamıştır. Çinili bezemeye, demir lokumlu parmaklıklara, tuğla, sırlı tuğla süslemelere evlerde rastlanmaktadır. Ancak ev duvarlarında sülüs nesih yazılı kitabeler taşa oyularak duvarlara yerleştirilmiştir.

Diyarbakır’ın eski evlerine Balıkçılarbaşı, Savaş Mahallesi’nde,Yukarı Al Emiri Sokak’ta Köprülü Sokak’ta, İshak Sükuti Sokak’ta, Küçük Sürgü Sokak’ta, Büyük Sürgü Sokak’ta Küçük Kavas Sokağı’nda, Orta Kavas Sokağı’nda, Saatçi Sokak’ta, Zingilli Sokak’ta, Yumurtacı Sokak’ta; Cemal Yılmaz Mahallesi Dutlupınar Sokak’ta, Muallak Sokak’ta; Hasırlı Mahallesi Çizmeci Sokak’ta; Fatihpaşa Mahallesi Kumlu Sokak’ta; Özdemir Mahallesi Sabuncu Sokak’ta, Direkçi Sokak’ta; Süleyman Nazif Mahallesi Ocak Sokak’ta; Abdal Dede Mahallesi Teyze Sokak’ta, Deve Hamamı Sokak’ta, Özbay Sokak’ta; Ziya Gökalp Mahallesi Behram Paşa Sokak’ta Sülüklü Sokak’ta, Lale Sokak’ta, Dabanoğlu Mahalle Çelikmen Sokak’ta Orta Karataş Sokak’ta, İnönü Mahallesi İskender Paşa Sokak’ta,Telgrafhane Sokak’ta görülmektedir. Bunların yanı sıra Arap’ın Köşkü, seman Köşkü, bugün Muş Oteli olarak kullanılan yapı, Üstünler Evi, Azizoğulları Evi ile Ziya Gökalp Müzesi olarak kullanılan yapı Diyarbakır’ın en önemli ve tanınmış sivil mimari örnekleri arasındadır

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/7/2007 - Diyarbakır Çeşmeleri

Kategori: DIYARBAKIR

Diyarbakır’da irili ufaklı çok sayıda çeşme bulunmaktadır. Bu çeşmelerin büyük çoğunluğu Osmanlı döneminde yapılmışlardır. Kanuni Sultan Süleyman’ın Hamravat Kemeri ile şehre su getirmesinden sonra şehirde çeşmeler çoğalmıştır. Evliya Çelebi de şehrin sularının Ayn-ı Ali Pınarı, İçkale kaynağı Suyu ve Ayn-ı Şakkil-Acuz sularının şehrin su gereksinimini karşıladığını belirtmiştir. Bu sulardan ötürü Diyarbakır da su sıkıntısı çekilmemiş, ayrıca evlerin içerisindeki avlularda havuzlar, selsebiller ve su depoları yapılmıştır.1290 tarihli Diyarbekir Vilayeti Salnamesi şehirde 130 çeşmenin bulunduğunu yazmaktadır.

Diyarbakır çeşmeleri kendi başlarına bağımsız olanlar ile herhangi bir yapının duvarına yapıştırılmış veya bir yapının cephesine yerleştirilmiş çeşmeler olarak iki ayrı gurupta toplanmışlardır.


İçkale Çeşmesi (Merkez)

Diyarbakır’da İçkale’de bulunan, halk arasında Arslanlı Çeşme olarak tanınan bu çeşmenin kitabesi olmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Çeşmenin musluk yerinde bir arslan başı vardır ve sular buradan akmaktadır. Büyük olasılıkla bu arslan başka bir yapıdan buraya getirilmiştir. Çeşme kesme taştan yapılmıştır. Çeşmenin üst kısmında iki kısa beyaz sütun üzerine bir üçgen alınlık konulmuştur. Bunun da çeşmeye sonradan eklendiği sanılmaktadır.


Hatun Çeşmesi (Merkez)

Diyarbakır’da Mardin Kapısı çıkışında bulunan bu çeşmeye halk arasında Hatun Çeşmesi veya Hatun Kastalı denilmektedir. Bu çeşmenin de ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

Kesme kare taştan yapılan çeşme üç yönlüdür. Her bölüm sivri kemerli ayna taşı, musluk ve yalaktan meydana gelmiştir. Çeşmenin batıya yönelik kısmı düzdür. Doğu cephesinde ise büyük bir kemer bulunmaktadır. İç kısmında üç beyaz taş kullanılmıştır. Burada bulunan iki satırlık kitabe oldukça bozulmuş, bu yüzden de okunamamıştır. Kuzey ve güney yönündeki bölümleri oldukça dar olup buradaki dar bir oluktan su akmakta,üzerini de bir niş kapatmaktadır. Çeşmelerden her üçünün önünde birer yalak bulunmaktadır.


Zinciriye Medresesi Çeşmesi (Merkez)

Diyarbakır Zinciriye Medresesi’nin ön cephesinde bulunan bu çeşme kesme kaştan yapılmıştır. Ayna taşa yalak ve musluğun bulunduğu kısım yuvarlak bir kemer içerisine alınmıştır. Bu çeşmenin Zinciriye Medresesi ile birlikte XII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.


Örfizade Çeşmesi (Merkez)

Diyarbakır Örfizade Tekkesi önünde bulunan bu çeşme yaslandığı duvardan biraz dışarı taşkındır. Üzerinde taş konsollar bulunan çeşmenin ayna taşı muslukları ve yalak kısmı sivri bir kemer içerisine alınmıştır. Kemerin köşelerine süs amaçlı küçük sütunlar yerleştirilmiştir.


Ömer Şeddad Çeşmesi (Merkez)

Diyarbakır Mardin kapısı içerisinde, Ömer Şeddad Camisi’nin önünde yer alan çeşme geniş bir kemerle sınırlandırılmıştır. Bu çeşmenin içerisinde üç niş bulunmaktadır. Bunların üzerindeki kitabe bozulduğundan tam olarak okunamamıştır.


Arbedaş Çeşmesi (Merkez)

Diyarbakır Nasuh Paşa Meydanı’nda, Saray kapısına giden yolun sur duvarları ile birleştiği yerdedir. Çeşmenin üzerindeki kitabede Kanuni sultan Süleyman zamanında l531 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir. Cadde seviyesinden aşağıda olan çeşmeye altı basamaklı bir merdivenle inilmektendir. Önünde bir havuzu bulunan çeşmeye iki musluktan su akmaktadır.


Hanım Çeşmesi (Çermik)

Diyarbakır Çermik ilçesi Saray Mahallesi’nde bulunan çeşmenin kitabesi kırıldığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Büyük olasılıkla XII.yüzyıldan kaldığı sanılan bu çeşme sivri kemerli, aynalı ve yalak taşlı olup, günümüze harap bir halde gelmiştir.


Ali Dede Çeşmesi (Çermik)

Diyarbakır Çermik ilçesi Çukur Mahallesi’nde bulunan bu çeşmenin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

Günümüzde çukura gömülmüş olan bu çeşmenin çok eski yıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Çeşme beyaz mermerden olup, sivri kemerlidir.


Süt Çeşmesi (Çermik)

Diyarbakır Çermik ilçesinin güneybatısındaki bu çeşmenin kitabesi bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak yapısından eski tarihlere kadar indiği sanılmaktadır. Halk arasında yaygın bir inanışa göre bu çeşmeden su içen loğusa kadınların sütü çoğalırmış. Bu yüzden de çeşmeye Süt Çeşmesi ismi verilmiştir.


Bandeler Çeşmesi (Çermik)

Diyarbakır, Çermik ilçesi Çukur Mahallesi, Bandeler Sokağı’nda bulunan bu çeşme XVIII.yüzyıldan kalmıştır. Çeşme üzerinde 27x48 cm. ölçüsündeki mermer üzerine nesih yazılı 1768 tarihli kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin üzerine 35x48 cm. ölçüsünde 1904 yılında onarıldığını gösteren bir onarım kitabesi konulmuştur:
“Bu hayrat-ı mücelle civar merhum Becan’dır. İcabet Hazreti Zat-i Cenabi Kibriya’nındır. Sene 1322 (1904) Bandizade.”

Çeşmenin mermerden sivri kemerli, ayna taşlı ve yalağı bulunmaktadır

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/7/2007 - Diyarbakır Mağaraları

Kategori: DIYARBAKIR

Hasuni Mağaraları (Silvan)

Diyarbakır Silvan ilçesinin 7 km. doğusunda bulunan Hasuni Mağaraları Malabadi Köprüsü ile Hasankeyf yakınındadır. Anadolu’nun en eski mağara yerleşim yerlerinden biri olan Hasuni Mağaraları Prof.Dr.İ.Kılıç Kökten tarafından araştırılmıştır. Aynı zamanda Prof.Dr.Kılıç Kökten Diyarbakır çevresinde 1.161’i yapay, 2.418’i doğal olmak üzere toplam 3.579 mağara ve kaya sığınağını tespit etmiştir.

Hasuni Mağaraları Mezolitik dönemde ilk defa yerleşime sahne olmuş, daha sonra Hıristiyanlığın ilk yıllarında ve Ortaçağda da yerleşim özelliğini sürdürmüştür. Bu mağaraların aralarındaki kayalar düzleştirilerek yollar ve merdivenler yapılmıştır. Ayrıca sarnıçlar, su havuzları, kaya kiliseleri ile atölye gibi yapılarla da burada yaşayanların sosyal yaşamları kolaylaştırılmıştır.

Hasuni Mağaraları Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulunca koruma altına alınmıştır.


Bırkleyn Mağaraları (Lice)

Diyarbakır Lice ilçesinde Diyarbakır-Bingöl yolunun doğusundadır. Dicle Nehri’nin iki ana kolundan biri bu mağaranın olduğu yerdedir. Bırkleyn Suyu’ndan Anadolu ile Kuzey Mezopotamya arasındaki yollardan biri geçmektedir. Bırkleyn Suyu bu antik yol ile birleşmeden önce yerin altında akar ve doğal bir tünelden sonra yeniden yukarıya çıkar. Bu özel oluşumdan ötürü buradaki mağaraya Bırkleyn Mağaraları veya Dicle Tüneli ismi verilmiştir.

Antik çağlarda bu suyun kaybolduğu, toprağın altına indiği yere Dünyanın Bittiği Yer olarak tanımlanmıştır. Plinius bu geçide ölülerin yer altı dünyasına giriş yeri olarak tanımlamıştır. Alman tarihçi C.F.Lehmann Haupt 1899 yılında mağaralarda inceleme yapmış, buradaki stelleri yayınlamıştır.

Birbirine paralel olarak uzanan bu kayalığın içerisinde üç mağara bulunmaktadır. Bunlardan güneydeki kayalığın altında ve içerisinden akan Bırkleyn Suyu’nun bulunduğu mağaraya Asur kralı I.Tiglatpileser (MÖ.1114-1076) kabartma çivi yazılı bir kitabe; III. Salmanassar da (MÖ.859-828) kabartma iki çivi yazılı kitabe koydurmuştur. İkinci mağaranın girişinde Antik çağa ait yapı kalıntıları ile III.Salmansar’a ait kabartma yazılı iki kitabe ve bir kabartma bulunmaktadır. Bu mağara birincinin devamı niteliğinde olup, 15 m. yüksekliğinde, 12 m. genişliğindedir. Oldukça derin olan mağara birkaç km. uzunluğundadır. Üçüncü mağara diğerlerinden daha büyük olup, burası sarkıt ve dikitleri ile yöre halkı tarafından astım tedavisinde yararlanılmaktadır.

Bu mağarada Kuzey Mezopotamya’ya özgü, Hassuna-Samarra seramikleri bulunmuştur.


Eshab-ül Kehf Mağarası (Lice)

Diyarbakır Lice ilçesine 15 km. uzaklıkta Derkam Köyü’nün kuzeyindeki İnceburun Dağları’nda Eshab-ı Kehf Mağarası bulunmaktadır. Mağaranın biraz aşağısında Eshab-ı Kehf adına yaptırılmış ve “Der-i Rakim” denilen bir de kilise kalıntısı bulunmaktadır. Eshab-ül Kehf’in Ephesos, Afşin-Elbistan, Eskişehir ve Tarsus’ta da makamları bulunmaktadır.

Ayrıca Diyarbakır Ergani ilçesinin 7 km. güneybatısında Hillar Mağaraları, Kulp ve Eğil Mağaraları, Kocaköy’de Karaz Mağaraları, Diyarbakır Terkan bölgesinde Zoğnin Mağaraları, Merkez ilçeye bağlı Ekünciler Köyü’ndeki mağaralar bulunmaktadır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

İL İL Memleketim....

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

asu
alisahin37
hasan37
guldeste
muzaffererdem
kastamonunet
oykuleroykuculer
sabahyildizi
siirlersairler
sophia
sukarakus
huznunyuzueylul
inky
sinemaoyun
lepidoptera
esincolak
handangokcek2
tulaybilgin
Nurşen Görşen
senpazarli
canandansiirler
kaybolusculuk
karsittez
ogretbensen
umitzeynep
esevcanca
dusbahcesi
gulcanca
kastamonuluyuz
sariyazma
berrinsulari
sahinsah
passions00
yeniguneturku
sudemle
sudemle1
gulcanla
sudemle2
atamla
alsahbloklariindexim
alsahbloklariindeksi
http://alsahblog.blogcu.com/ Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:4
| Sonraki Sayfa